FANDOM


Nuvola apps important Bu makale taslak halindedir.
  • Bu makalenin Madde Taslakları altında yer almasına özen gösteriniz.
  • Güncel bir madde olarak kaydetmeden önce lütfen Taslak: olmaktan çıkartınız ({{Taslak}} kısmını siliniz).

[kaynak belirtilmemiş]

(Lessines 1898 - Brüksel 1967).

İşleri kötü giden bir tüccarın oğlu olan Magritte, üç erkek kardeşin en büyüğüydü. Ailesinin birçok kent (Gilly, Chtâlet, Charleroi) değiştirmesine karşın mutlu bir çocukluk dönemi geçirdi. Arkadaşlarının, onun garip nesne ve olgulara karşı erken uyanan ilgileri konusunda birçok anıları vardır ve bu sorunla resimleri arasında bağlantı kurarlar. Gilly'deki evlerin üzerine esirleri taşıyan bir balon düştü. 1905'lerde küçük bir kızla bir mezarlıkta yürürken, sehpası başında resim yapan bir ressamla karşılaştı. On beş yaşında şiddetli bir sarsıntı geçirdi. O zaman buna herhangi bir tepki göstermemesi, sarsıntının ne kadar şiddetli olduğuna kanıttır. Chatalet'de, yaşadıkları sıra bir gece boyunca, tüm aile, kaybolan anneleri Regine Magritte'i aradı, ancak kadın kendini Sambre nehrine atarak intihar etmişti.

Ertesi yıl Charleroi panayırında Georgette Berger'le karşılaştı. On üç yaşındaki kız onu aşırı derecede büyüledi. Bu kızı bir süre kaybeden sanatçı, şans eseri olarak onu 1920'de tekrar buldu, evlendiler ve Magritte yaşamının sonuna kadar sadakatle ona bağlı kaldı.

Magritte iyi bir öğrenci değildi. 1915'lerde resimler uğraşırken, Brüksel Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki kurslara devam etmek için koleji bırakmıştı. Ortamda Kubizm ve Fütürizm havaları esiyordu, fakat Magritte; Feuillade'in filmlerini (Fantomas) daha ilginç buldu. 1920 yılı, önemli bir tarihti. Sanatçı bu tarihte Georgette'le yeniden buluştu ve geleceğin Belçika'lı Sürrealistleri olan Goemans, Lecomte, Mesens ve Nouge ile tanıştı. Aynı yıl ilk kez (bir reprodüksiyonda) Chirico'yu gördü. Chirico'dan aşırı derecede etkilenmişti.

Bunun birlikte askerliğini yapıp (1921) evlendikten sonra, sanatçı bir süre, duvar kağıdı fabrikasında (Peters-Lacroix, Haren'de) çalıştı ve Servranckx'la birlikte soyut resime girişti. 1925'te ilke Sürrealist çalışması olan Kayıp Jokey'i yaptı ve bu stile dört elle sıralarak bazen bir resmi bir günde bitirdiği oldu. Bu resimde bir jokey, bomboş bi arazide dört nala gitmekteydi; çerçevede yapraksız ağaçlar vardı ve bu ağaçlar da yaprak biçiminde kesilmişti (sanatçı bu konuyu 1942'deki bir guajında yeniden ele aldı). Bu andan itibaren Magritte'in izleyeceği yol saptanmıştı. Ruh dünyasından esinler elde etti ve onları soğuk, serin kanlı bir teknikle tuvale aktardı. Empresyonist döneminin dışında (1940-6 yıllarındaki "günışığı" aşaması), bu sırada renklerle ve Van Gogh usulü fırça çalışmalarıyla ilgilendi. Ayrıca 1948 yılında da kısa bir süre (Periode vache) belli-belirsiz bir Empresyonist yol izlemişti. Magritte, tüm yaşamı boyunca hep o Kayıp Jokey'i yaratan kusursuz ressam olarak kaldı. Hayal gücü oneirizmin ve zekanın çeşitli karışımlarına bağımlı olarak çok sayıda evreden geçti ve bu sıralarda bazı belirli temaların sanatına egemen olduğu görüldü.

1925'ten 1927'ye kadar Magritte'in görüntüleri garip biçimleriyle oldukça karanlıktı. Örneğin bir resminde, arkadan görülen melon şapka giymiş bir adam, gece vakti köprüye doğru yürümekteydi. Ressamın ön planında, adamın arkasına rastlayan yerde kendi ölüsünün imgesi uzanmış, yatmaktaydı. (Münzevi Yolcunun Düşünceleri, 1926). Büyük Yolculuklar'da (1926) biçimi bozulmuş ağaç dalları, içi oyuk bacakları ile bir kenar mahalle görüntüsünü belirleyen odunsu bir kadına dönüşmekteydi. 1926'da yaptığı insanı şaşırtan iki resmi: Saldırı Tehdidi ve Popüler Panaroma'dır. Bunlardan birincisinde oldukça büyük bir tuval üzerinde bilmeceli sessiz bir film sahnesiyle karşılaşmaktaydık. Odanın içinde, sağ eli cebinde olan bir adam eski bir gramafonu, belki de salt bir sesi dinlemekteydi. Adamın arkasında, bir bavulun yakınındaki çıplak kadın, bir divanın üzerine serilip yatmıştı. Kadın ölüydü ve ağzından kan akmaktaydı. Ancak bu sakin ve ilgisiz adam acaba katil olabilir miydi? Açık, camsız bir pencereden üç adam, merakla içeriye bakmaktaydılar. Geri planda sönmüş volkanların bulunduğu bir manzara yer alıyordu. Resmi adını aldığı tehtid eylemi, ön planda, kapının her iki yanında duran ve sanığın dışarı çıkmasını bekleyen iki adamdan kaynaklanmaktaydı. Birinin elinde bir sopa, diğerlerinin elindeyse bir ağ vardı. Her ikisi de sivil kıyafetli birer polis memuru gibi melon şapkalar giymişlerdi. Bu adamların tümü, birbirine benzeyen düşsel yüzleri ve hareketleriyle yoğun geçtiği anlaşılan bi karabasan izlenimi vermekteydiler. Popüler Panaroma'yı yorumlamak daha kolaydır; ancak bunun için süper-ego, ego ve id arasındaki farkları bilmemiz gerekir. Bu resim üç düzeye bölünmüştür: Yukarıda deniz, yumuşak bir şekilde kumsalı kucaklamakta, ama gökyüzü görünmemektedir. Orta düzeyde ego, ağaç gövdelerinin topraktan dimdik bir şekilde ortaya çıkışıyla simgelenmektedir. Bu ormana sığınabilir ve görünmeksizin orada dolaşabilirsiniz. Super-ego'nun kumlu toprağı yumuşak bir humus haline gelmiştir. Üçüncü düzeyde, siyah bir gökyüzünün önünde, terkedilmiş evler görünmektedir. Bu düzeyi bir çeşit açıklık duygusuyla görebilirsiniz (çünkü bu, gizleriyle birlikte id'dir). Pencereler perdesiz, siyah ve görüntüsüzdür. Bacadan duman çıkmamaktadır.

Bu terkedilmiş ev teması sanatçının bazı yapıtlarında da görülebilir. Bu konu kuşkusuz sanatçının annesinin trajik bir şekilde ortadan kaybolması ile ilintilidir. Örneğin Günümüzün Açıklanması'nda erkeklik organı andıran bir parmak, küçük ve terkedilmiş bir şatonun yıkık bölümünü göstermektedir. Zihinsel Bakış adlı resimde de aynı tema işlenmiştir. Ancak terkedilmiş ev temasının en fazla göze çarptığı yapıt kuşkusuz, Göğüs'tür. (1960)

Magritte ve Mesens 1925'te Oesophage adlı dergiyi çıkardılar. Bu dergi ancak bir sayı yayınlanabildi ve Magritte hemen sonra Marie, journal bimensuel pour le belle jeuness'i yayınladı. Bu dergi, 1926'da üç sayı çıkabildi. Bu üç sayının alacayı, Dadist içeriği Picabia tarzında ve Breton'a karşıydı. Belçikalı Sürralistler Paris grubuna hiç bir zaman boyun eğmemişlerdir. Belçikalılar Andre Breton arasındaki bağlantıyı 1927'de Paul Nouge kurmuştur. Magritte onunla ilk kez 1929'da kavga etti. 1927'de sanatçı, Brüksel'deki Centaure Galerisinde, büyük bir başarı kazanmasa bile yapıtlarını sergilmeye başladı. Söz konusu galeri, sanatçıyı bir önceki yıldan o yana desteklemiş ve kendisini resme vermesine rol oynamıştır. Magritte Perraux Sur-Marne'a yerleşti ve yeni bir döneme girdi. Tehdit Eden Zaman (1928), Sürekli Devinim (1930) ve İnsanlık Durumu (1934) bu döneme ait resimlerdir. Tecavüz adlı resimde kadının yüzünü, gövdesi üzerinden çizmiştir (1934). Tehtid Eden Zaman'da bir iskemle, bir vantilatör ve klasik bir Venüs'ün kötürüm edilmiş gövdesi, bir gökyüzü hayaletini andırır biçimdedir. Bu, resimdee deniz son derecede sakindir. Magritte'in Yangın Merdiven'i adlı yapıtında da aynı ya da hemen hemen aynı fetişler objeler, alevler arasında görünmektedir. Sanatçının şiddetle reddetmersine karşın, Aşık Perspektif (1935) gibi diğer birçok yapıtında da cinsel simgeler bulunmaktadır. Bu son resimdeki kapı, olağanüstü güzellikteki bir ağacı ve boş bir evi göstermektedir. Gezginci (Traveller, 1933) adlı resminde fetişist objeler (koltuk, gövde, trombon, uysal bir aslan ve oval ayna) gökyüzündeki bir balon'a yerleştirilmiştir. Magritte'in çalışmalarında çoğu zaman karmaşık bir bağlam içinde kutsal konulara da rastlanmaktadır. Psikanaliz açısından bu, bir mutluluk ifadesidir. Sanatı konusundaki aşkı ve tutkusu yüzünden Magritte, mutlu bir ressamdır. Çok zor anlarında bile zarif bir şekilde, yatak odasının bir köşesinde hünerli bir çabayla ve karakteristik küçük burjuva yaşamından uzak kalarak resimlerini yapmayı sürdürmüştür.